Sosyal Güvenlik

İŞÇİLERİN EMEKLİLİK DOSYASI-1

TÜRKİYE EMEKLİLER DERNEĞİ

Araştırma Bürosu

Sosyal Güvenliğin Gelişimi Tarihsel Bir Bakış

Sosyal güvenlik; sosyal riskler olarak tanımlanan fizyolojik (hastalık, sakatlık, yaşlılık), sosyo-ekonomik (işsizlik), mesleki (iş kazaları ve meslek hastalıkları) karşısında gelirden yoksun kalınmaması için devletlerin en temel sosyal politika aracı olarak benimsenmiş, tehlikelerin sonuçlarına göre, gelir ve aylık bağlanmasını güvence altına alan bir sistemdir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 22. maddesi, sosyal güvenliği temel bir insan hakkı olarak tanımlamıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri, insanca yaşamaya yetecek bir aylık ödenmesini ve eşitlik kuralını benimsemiştir.

Kişilerin başkalarına muhtaç olmadan yaşamlarını teminat altına almayı amaçlayan sosyal güvenlik hakkı, Anayasamızda da vazgeçilmez bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve devletin en önemli görevleri arasında sayılmıştır. Sosyal güvenlik hakları ve emekli aylığı seviyeleri, sosyal devlet ve refah devleti olmanın da birinci koşulu olduğu gibi, her ülkenin gelişmişlik göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

İşçilerin bir diğer adıyla SSK’lıların emekliliği, sosyal güvenlik sistemi kapsamında en geniş uygulama alanı olan bir sigorta dalıdır.

Sosyal güvenlik sisteminin kurulmasında ilk adım olarak 1936 yılında çıkarılan 3008 sayılı İş Kanununu gösterebiliriz. İş Kanunu’nun 107. maddesiyle sosyal sigortaların kademeli olarak kurulması öngörülmüştür. 1945 yılında 4772 sayılı Kanunla İş Kazaları Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları, 1949 yılında 5417 sayılı Kanunla İhtiyarlık Sigortası kurulmuştur. 1950 yılında 5502 sayılı Kanunla Hastalık ve Analık Sigortası, 1957 yılında 6900 sayılı Kanunla Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları kurulmuştur. 01.03.1965 tarihinde yürürlüğe giren 506 sayılı Kanun ile İşçi Sigortaları Kurumu’nun adı Sosyal Sigortalar Kurumu olarak değiştirilmiştir. 1 Ocak 2000 itibariyle 4447 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş, aylığa hak kazanma koşulları ve emekli aylıklarının hesaplanmasında köklü değişikliklere gidilmiştir. 1 Ekim 2008 itibariyle yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile emekli aylıkları parametreleri olan güncellenme katsayısı ve aylık bağlama oranları değiştirilmiştir.

Emekli Aylıklarının Hesaplanması

Sosyal güvenlik mevzuatımızın sıkça değiştirilmesi, dönemsel olarak emekli aylıklarının hesaplanmasında farklılıklara yol açmıştır.

01.03.1965 – 28.02.1969 Dönemi

Son on yıldaki en yüksek yedi takvim yılının prim kazancı ortalaması üzerinden yüzde 50 aylık bağlama oranı esas alınarak emekli aylığı hesaplanmıştır.

01.03.1969 – 30.06.1978 Dönemi

Ortalama yıllık kazanç (OYK) hesabında değişiklik yapılmış ve son 5 takvim yılı kazançlarından en yüksek 3 takvim yılı esas alınmıştır. Aylık bağlama oranı yüzde 70 kabul edilmiş, kadın sigortalılar 50 yaşını, erkek sigortalılar 55 yaşını doldurduğu her tam bir yaş için aylık bağlama oranı 1 puan artırılmıştır.

01.07.1978 – 28.02.1981 Dönemi

Emekli aylıklarının hesaplanmasında 12 derece ve 6 kademeden oluşan gösterge sistemi getirilmiştir. Alt sınır aylığı, asgari ücretin yüzde 70’i olarak belirlenmiştir.

01.03.1981 – 31.12.1987 Dönemi

12 derece ve 12 kademeden oluşan yeni bir gösterge sistemine geçilmiştir. Göstergelerin tespitinde son beş yıl prim kazancı esas alınmış ve aylık bağlama oranı 5000 gün için yüzde 60, 5000 günden fazla ödenen her 240 günlük prime yüzde 1 aylık bağlama oranına ilave edilmesi öngörülmüştür. Kadın sigortalılar 50 yaşını, erkek sigortalılar 55 yaşını doldurduğu her tam yaş için aylık bağlama oranı 1 puan artırılır. Alt sınır aylık bağlama oranı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin yüzde 70’inden az olamaz hükmü ile düşük aylıkların korunması benimsenmiştir.

01.01.1988 – 31.12.1999 Dönemi

Bu dönemde normal gösterge ve üst gösterge sistemine geçilmiştir. Normal göstergede son beş yıl kazançları aylık bağlamada dikkate alınırken, üst göstergeden prim ödeyenlere; 1994 yılında 6 yıl, 1995 yılında 7 yıl, 1996 yılında 8 yıl, 1997 yılında 9 yıl ve 1998 yılında on yıl ortalaması üzerinden göstergeleri belirlenerek, aylıkları hesaplanmıştır. 1992 yılından itibaren üst göstergenin aylık bağlama oranı % 50 ile % 59.9 arasında değişmiştir.

01.01.2000 – 30.09.2008 Dönemi

4447 sayılı Kanunla gösterge sistemine son verilmiştir. 2000 sonrası dönemde çalışılan tüm yılların kazançlarından yıllık ortalama kazançlar hesaplanmaktadır. Aylık bağlama oranı kademeli bir sisteme dönüştürülmüştür. 2000 sonrasındaki çalışmaların ilk on yılında primi ödenen her 360 güne % 3.5, sonraki 15 yılda primi ödenen her 360 güne %2, 9000 gün sonrası primi ödenen her 360 güne % 1.5 aylık bağlama oranı getirilmiştir. 2000 öncesi dönemde uygulanan % 70 alt sınır aylık bağlama oranı % 35’e düşürülmüştür. Bu değişiklikle, alt sınır aylığının korunma ilkesi terk edilmiştir. Bu değişiklik, yeni bir mağduriyet getirdiğinden, intibak yapılarak iyileştirmelere gidilmelidir.

01.10.2008 Sonrası Dönem

1 Ekim 2008 sonrası dönemindeki çalışmalar, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirilmektir. Burada en temel değişiklik, aylık bağlama oranında ve güncelleme katsayısında yapılmıştır. Primlerin güncellenmesinde milli gelir artışının yüzde 100’ü yerine, yüzde 30’unun ve her bir 360 gün ödenen primler için aylık bağlama oranı yüzde 2 olarak dikkate alınması, emekli aylıklarının hesaplanmasına ciddi kayıplara neden olmuştur.

Emekli Aylığı Hesaplamalarında Karma Sistem

4447 sayılı kanunla gösterge sisteminin kaldırılmasıyla birlikte, 2000 sonrası dönemde emekli olanların emekli aylığı hesaplanma sistemlerinde esaslı değişikliklere gidilmiştir. Emeklilik hukukuna bir bütünsel bakıldığı zaman, sosyal güvenlik mevzuatında yapılan değişiklikler, norm ve standart birliğinden giderek uzaklaşılmıştır. Sosyal güvenlik sisteminin temel ilkesi ise; emekli olunan tarihlere bakılmaksızın prim kazançları ve prim ödeme gün sayıları eşit olanların eşit aylık almasını öngörmekt edir. Bu kurala göre değişiklikler yapılmadığından, emekliler arasında eşitlik sağlanamamış ve haksızlığa uğradıklarını söyleyenlerin sayısı giderek artmıştır.

2000 öncesi dönemdeki çalışmalar 506 sayılı Kanun, Ocak 2000/Eylül 2008 dönemindeki çalışmalar 4447, Ekim 2008 sonrası dönemdeki çalışmalar 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre üç ayrı kısmi aylık hesaplanmaktadır. Örnek vermek gerekirse;

Eski Kısmi Aylık (EKA) = Eski Tam Aylık (ETA) x kısmi aylık dönemindeki prim gün sayısı/toplam prim gün sayısı formülü ile hesaplanmaktadır.

5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 sonrası dönemdeki çalışmalar ve ödenen primler, emekli aylıklarının hesaplanmasında büyük bir etken olmaya başlamıştır.

5510 sayılı Kanunla, aylıkların hesaplanmasına ilişkin iki kriterde değişiklik öngörülmüştür.

Birinci Kriter Güncellenme Katsayısı:

1 Ekim 2008 öncesi dönemde, prim kazançlarının güncellenmesinde, yılsonu tüfe artışları ve gelişme hızının yüzde 100’ü uygulanırken, 1 Ekim 2008 sonrası dönemde ödenen prim kazançlarına, yılsonu tüfe artışının yüzde 100’ü ile birlikte gelişme hızının yüzde 30’a düşürülmesi, emekli aylıklarında kayıplara yol açan birinci etken olmuştur.

İkinci Kriter Aylık Bağlama Oranı:

Emekli aylığının hesaplanmasında aylık bağlama oranı büyük bir öneme sahiptir. Aylık bağlama oranında düşmelere yol açan değişiklikler yapılmıştır. Bu durumu örneklemek gerekirse; 9000 prim gün sayısı olan bir sigortalı üzerinden değerlendirme yapıldığında, kayıplar net bir şekilde görülmektedir.

-506 sayılı Kanun hükümlerine göre, aylık bağlama oranı yüzde 67,

-4447 sayılı Kanun hükümlerine göre, aylık bağlama oranı yüzde 65,

-5510 sayılı Kanun hükümlerine göre, aylık bağlam oranı yüzde 50

Sigortalıların çalıştıkları yıllarda yürürlükte olan kanun hükümleri esas alınarak, karma sisteme göre emekli aylıkları hesaplanmaktadır. Her bir kısmi aylık hesaplanırken, çalışılan dönemlerdeki ortalama kazançlar ve aylık bağlama oranları dikkate alınmaktadır. Toplam prim gün sayısı ile her kısmi aylık dönemindeki ödenen prim gün sayısı üzerinden bir oran belirlenerek, kısmi aylıklar hesaplanmaktadır.

1 Ekim 2008 sonrası dönemde ödenen prim kazanç tutarının asgari ücret seviyesinde olması durumunda, bağlanan emekli aylıklarında, bir önceki yıla göre düşüş görülmektedir. Sigortalı çalışma süresi arttıkça emekli aylığını artırması gerekirken, emekli aylıklarında düşme yaşanmaktadır. Bu hesaplama sistemi, sosyal güvenliğin ilkeleriyle de çeliştiğinden değiştirilmesi yoluna gidilmelidir.

Taban emekli aylığı kavramı işlevini yitirmiştir. 1 Ocak 2000 itibariyle asgari emekli aylığı hesaplanma kurallarının değiştirilmesiyle, 2000 sonrası asgari emekli aylığı bilinmez bir yöne gitmiştir. 2000 öncesi asgari emekli aylığı serisi yayınlanırken, 2000 sonrası bir seri yayınlanamamaktadır. Asgari emekli aylığı, emekli aylıkları bakımından asgari geçimi sağlayacak bir parametre olarak görülmelidir. 2000 öncesi dönemde asgari emekli aylığı, asgari ücretin altında kalmamış, emeklilerin korunması sosyal birpolitika olarak benimsenmiştir.

4447 ve 5510 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerle bu kural bozulmuştur. 2000 öncesi dönemde yüzde 70 olan asgari emekli aylığı oranı yüzde 35’e düşürülmüştür. Yapılan bu değişiklik, emekli aylıklarında keskin bir azalmaya neden olmuş ve Hükümet bu mağduriyeti gördüğünden, en az emekli aylığı ödemesi uygulamasını getirmiştir. Buna göre, 2019 yılında en 1.000 TL, 2020 yılında 1.500 TL olarak en az emekli aylığı ödenmiştir. Gerçekçi bir asgari emekli aylığı sisteme kazandırılmadan, emekli aylıklarının hesaplanması tartışılmaya devam edilecektir. Bu nedenle, asgari emekli aylığı yeniden belirlenmeli ve asgari ücret seviyesine yükseltilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir